Etkinliklerimiz hakkında bilgi almak istiyorsanız aşağıdaki formu doldurup bize notunuzu iletebilirsiniz. Böylelikle tüm etkinliklerimizden anında e-posta yoluyla haberdar olabilirsiniz...
Ad:
Soyad:
Mail:

Meraklısına Collection Akustik Gitar İhtiyaçtan Satılık
PİANO Concert Grand KAWAI CA 950 DP
Untitled Document

Türkiye’de caz hiçbir zaman popüler olamamakla beraber hep yanlış anlaşılmış ve sadece belli bir kesimin müziğiymiş gibi algılanmıştır. Öte yandan da halkımızca “asansör müziği”, “fon müziği” veya “yemek müziği” gibi adlandırılıp pek sevilmese de aslında bu müzik Amerika’da 20. Yüzyılın ilk yarısında tüm barlarda ve eğlence mekanlarında en çok çalınan ve sevilen müzik türüydü.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada caz popülerliğini kaybetmeye başladı ama aynı zamanda cazda kullanılan akor dizileri Türkçe parçalarda kullanılarak batının müziği taklit edilmeye başladı. Zaten bundan sonra batının dinlediği popüler müzik Türkiye’de anında denendi ve hala taklitleri de deneniyor. 20. Yüzyılın ikinci yarısında caz sanatçılarımız da bu akımda kendilerine yer buldular ama 60’larda rock ve rock’n roll gibi müziklerin çıkmasından sonra Türkiye’de caz müziği arka plana atıldı. Aynı zamanlarda batıda caz müziği çok fazla yol kat etti ve teknolojinin de gelişmesiyle cazda yeni ve farklı akımlar ortaya çıkmaya başladı. Türkiye’de ise küçük bir azınlık bu gelişmeleri takip edebiliyordu.
Türkiye’de caz 2.Dünya Savaşı’ndan sonra 1953’te değerli caz müzisyeni ve orkestra şefi olan İsmet Sıral (1927-1987)’ın kurduğu sextet ile başlamıştır. Geçen sene kaybettiğimiz Süheyl Denizci de Türkiye’nin önemli ustalardandır. Bunların yanı sıra, Tuna Ötenel, Erol Pekcan, Selçuk Sun, Emin Fındıkoğlu gibi isimler de çok önemli roller oynamışlar ve yeni nesil caz müzisyenlerine ilham kaynağı olmuşlardır. Sayıları çok fazla olmayan Türk cazcılarımız bu müziği yayabilmek ve insanlara sevdirebilmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Aynı zamanda bu değerli isimler Türkiye’de cazın gelişmesinde ve cazcıların yetişmesinde lider, aynı zamanda da öğretmen olmuşlardır.

Ancak 21. Yüzyıla geldiğimizde de klasik, caz ve folk müzik türlerinin popüler müziğe yenilmesinden söz etmek yanlış olmaz. Aslında müzik de dünyada globalleşmiş, aynı zamanda basitleşmiş ve de niteliğini kaybetmiştir. 21. Yüzyıl dünyası; herşeyin çabuk tüketildiği, kültürel değerlerin ve sanatın anlamının yitirildiği bir kaos devridir. Ayrıca usta müzisyenlerin de bu sisteme yenildiğini ve kendi sanatlarını icra edemedikleri için pop şarkıcılarının albümlerinde çalarak para kazanma yoluna gittikleri bir dönemdir bu. Hal böyle olunca Türkiye’de de pop kültürünün yükselmesi ve her geçen gün artan ve sadece 1-2 yıl ömürü olan pop albümlerinin çoğalması da çok acayip değildir. Öte yandan Türkiye’de birçok caz sanatçısı yetişmiştir ve biz değerlerini bilemediğimiz için birçoğu dünya çapında ünlü olmuştur, ülkesine dönmemiştir, dönenler de hakettikleri sevgi ve saygıyı görememişlerdir.

20. Yüzyılın sonunda bilgisayar ve internet’in her eve girmesiyle birlikte globalleşmenin Türk müzisyenleri ve cazcıları için olumlu yönleri de olmuştur. İnternet sayesinde dünyadaki caz konserlerini ve yeni akımları takip etmek çok daha kolaylaştı. Ama globalleşen dünya sadece popüler olanı seçme yönünde eğilim gösterdiği için genç dinleyicilerin Türk Kültürüne ve müziğine de yakınlaştığı pek söylenemez. Popüler kültür aktivitelerine ilginin yüksek olmasına rağmen Ankara Caz Derneği, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, İzmir Caz derneği, Antalya Caz Derneği ve saydığımız gibi dernek ve kuruluşların organize ettikleri caz festivalleri sayesinde gençler hem caz müziğine daha sıcak bakmaya başladılar, hem de kaliteli müzikle çabuk tüketilen pop müziğinin farkını görmeye başladılar. Bunun somut örneği ise son yıllarda kaydedilen albümlerde yeni nesilden birçok iyi caz müzisyeninin çıkmasıdır. Bu sanatçıların çoğunun aynı zamanda Türk müziğini de iyi bildiklerini belirtebiliriz. Bu sayede etnik caz ve fusion dallarında Türkiye’den de çok iyi grup ve müzisyen yetişmektedir.

Onur Aymergen


Uluslararası İstanbul Caz Festivali: http://www.iksv.org/Caz/
(Festival zamanı temmuz ayının 2. ve 3. haftasıdır.)

Uluslararası Ankara Müzik Festivali: http://www.ankarafestival.com
(Festival zamanı mayıs ayı.)

İzmir Avrupa Caz Festivali: http://www.iksev.org/avrupa_caz_festivali/
(Festival zamanı mart ayının 2. ve 3. haftasıdır.)

Afyon Caz Festivali
(Festival zamanı nisanın ilk yarısı.)

Akbank Caz Festivali: http://www.pozitif-ist.com/2004/tr/festival/fest_master.asp?fest_id=3
(Festival zamanı ekimin ilk yarısı.)

Parliament Superband Caz Festivali:
http://www.pozitif.info/2004/tr/festival/fest_master.asp?fest_id=6


152 üyesinden 58’inin kadın, 94’ünün erkek olduğunu ve bu kişilerin hepsinin üniversite mezunu olduğu söyleyebilirim.Doğum yerlerine baktığımızda ise İstanbul başta olmak üzere Ankara ve bunu İzmir izlemektedir. Bu şehirler doğal olarak Türkiye’nin de gelişmiş şehirleri olduğunu, entellektüel olayların ve çeşitli caz festivallerininde fazlasıyla olduğu şehirlerdir, bu yüzden bu şehirlerdeki insanlarında caz derneklerine daha fazla üye olmalarıda doğaldır.

Caz dinleyicisinin eğitimli kişilerden oluştuğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Bu kişiler genelde üniversite düzeyinde eğitim alan ve çoğunlukla farklı tarzlar sonucunda caz müziğinin farklı, yaratıcı, dinlendirici ve çevrelerince daha fazla entellektüel sayılmalarınında bir yanıtı olabilir. Aynı zamanda çeşitli caz dernekleri sayesinde farklı insanlarla tanışıp bunlarla bilgileri paylaşabilecekleri bir tür sanat aktiviteside olmaktadır. Belki de cazın tarihine baktığımızda farklı aşamalardan geçerek pek çok kolunun olmasıda etkilidir. Öncelikli olarak bir zenci müziği olmasıda ve şuanda hala bir çok zenci tarafından icra edilmeside hala bu geleneğin sürdüğünün bir kanıtıdır. Fakat Türkiye gibi Ortadoğu ve Avrupa arasına sıkışmış ülkelerde caz müziği sadece belli zümrenin elinde ve bu zümrede ciddi maddi imkanlara ve entellektüele sahip bir şekilde icra ediyor olmasıda farklı bir ironidir. Sonuç olarak Amerika’da bu müzik zencilerce ve maddi olarak düşük seviyedeki insanların salon müziği olarak başlayan bir serüvendir. Fakat zaman içinde tüm dünyada farklı tarzlarıyla çeşitli yörelere gore bile şekillenebilen bir şekle bürünmüştür. Bu müziğin araştırılması gereken bir farklı yanının daha olduğunu gösteriyor. Bu müziğe karşı ilgisinin olduğu kişilere baktığımızda ise bir şekilde çevrelerinden etkilendiklerini söyleyebiliriz. Sonuçta zamanla değişen caz müziği artık elit bir kesimce ciddi bir şekilde icra edilen ve ciddi müzisyenlerin katılımıyla oldukça büyük skala içinde yer almaktadır. Fakat eskisinden farklı olarak caz müziği dünyada bir zenci getto müziği olmaktan çok bir entelektüel aktivite ve entellektüel bir görünüm sergilemektedir. Ankara için ise bu durum değişmemektedir. Belli bir zümrenin sahip olduğu, belli düşüncelere ve tarzlara sahip insanların ortak bir aktivitesi konumundadır.

KAYNAKÇA

o SERMET, Cüneyt; Cazın İçinden, Pan Yayınları, İstanbul,1999
o GÖKSOY, Erdal; Dünden Bugüne Caz, Ahtapot Müzik Yayınları, İstanbul
o MALSON, Lucien& BELLEST Christian, Caz, Dost Yayınları, Ankara
o BERGEROT, Franck; Tarih Boyunca Caz Gelenek, Stiller, Sahne Arkası Kişiler, Dost Yayınları, Ankara
o Doctorow, E.L; Caz Dönemi-Ragtime, Can, İstanbul
o ACD, Kütüphane
o GENCE, Durul; Ders Notları
o DERGİ, Jazz, Boyut Yayın Grubu, İstanbul
o ACD, Cazete. 1998, Ankara

Araştırma ve Yazı: Güneş Bayrak

Jazz Dergisi’nin yeni sayısı piyasaya çıktı.
Yine yoğun, yine dolu, yeni haberler, olandan bitenden bol bol haberler, röportajlar, yeni CD’ler, festivaller, konserler… Caz’sız kalmayın…
Niki Restoran & Bar'da Caz
Her Hafta Cuma ve Cumartesi akşamları Divan Otel Niki Restoran & Bar'da Caz. Piyano & Vocal: Tuğba Çavuşoğlu Gitar:Ersun Çavuşoğlu Cazla dolu keyifli geceler
CD - İlhan Gencer - "Bir Yaşayan Çınar"
CD - "Fatih Erkoç & Kerem Görsev Trio Live Performances"
KİTAP - "Caz ve Ötesi"
KİTAP - "Bebelere Caz"
KİTAP - "Tarih Boyunca Caz: Gelenek, Stiller, Sahne Arkası, Kişiler"
KİTAP - "Cazın İçinden"
Ankara Caz Derneği (c) 2008. Nenehatun Cad. 72/3 GOP ANKARA.